|
Şan Dersi.com
Ses Hastalıkları
. . . . . . . . . . . . . . . . . . .
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
. . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Birçok insan için şikâyet nedeni olmayan durumlar, ses sanatçıları,
özellikle de opera sanatçıları için son derece sıkıntı verici
sorunlar yumağı haline gelebilir.
Şarkıcılarda en sık rastlanan hastalıklar olarak ses teli nodülü,
ses teli polibi, ses teli kistleri, ses tellerinde doku aralarında
koyu kıvamlı sıvı birikmesi -tıp dilinde buna "Reinke ödemi"
adı verilir-, üst solunum yolları enfeksiyonları, mide sıvısının
boğaza geri akması -tıbbi terimi "reflü"dür-, şarkı
sesinin yanlış kullanılması, konuşma sesinin yanlış kullanılması,
ses teli iltihabı, hipotiroidi, cinsiyet hormonu bozuklukları,
genel sağlık sorunları ve ses teli harabiyeti sayılabilir.
Ses
Teli Nodülü
Ses teli nodülleri iyi huylu mukoza hastalıkları içinde, erişkin
ve çocuklarda görülen en sık ses kısıklığı nedenidir. Ses teli
nodüllerine genç kadınlarda ve erkek çocuklarında daha sık rastlanır.
Topluluk içinde çok konuşan, mesleklerini sesiyle icra eden
kişilerde görülme sıklığı, diğer meslek gruplarına oranla daha
fazladır. Mide sıvısının boğaza geri akması nedeniyle, hastanın
boğazım kazıması da nodüllerin oluşmasına yol açabilir.
Ses teli nodulu,
şarkıcıların en korktukları hastalıktır. Sesi bozmayan ve rastlantıyla
görülen nodüller de vardır. Öyle ki, bazı ünlü ses sanatçıları
kariyerlerini ses tellerindeki nodüllerle yapmışlardır. Bu nodüllere
dokunmak doğru değildir. Ancak çoğu kez nodulu olan şarkıcının
sesi kısılır, hava kaçağı fark edilir, sesin alt ve üst tonlarında
kayıplar ortaya çıkar. Özellikle üst notalarda genişliğin azalması,
soluk almada artış, sesteki esnekliğin kaybolması ve sesin kabalaşmasından
şikâyet edilir.
Sahnede uzun bir
süre büyük efor sarf eden sanatçı, boynunun tüm ön kısmında,
yorgunluk ve ağrı duyduğunu belirtir. Ses teli nodulu rahatsızlığında,
ses genellikle kısık, kaba, çatallı ya da nefes nefese çıkar.
Ses teli nodulu
konuşma ve şarkı sesinin kötü kullanılmasından kaynaklanır.
Nodulun boyu, şekli, rengi ya da simetrik olup olmaması her
hastada değişiklik gösterebilir. Bu durum, sesin kötü kullanıldığı
süre ve şiddetiyle ilişkilidir.
Tedavide ilk önce
kesinlikle ses eğitimi denenmelidir. Bu tedavi, hastaların çoğunda
etkili olacaktır. Bazen çok büyük nodüller bile 6-12 hafta içinde
gerileyip yok olabilir ya da şikâyetleri ortadan kaldırabilir.
Nodul ameliyatı gereken şarkıcıların ameliyat öncesi ve sonrası
ses eğitimleri ise, hastalığın tekrarlamasını önlemede en önemli
etkendir.
Ses
Teli Polipleri :
Ses teli polipleri genelde tek ses telinde, özellikle sesini
zaman zaman birdenbire yükselterek konuşan ve gürültülü ortamlarda
çalışanlarda görülür. Poliplerin ses teli içindeki küçük bir
damarın yırtılması ile başladığı düşünülmektedir. Eğer bu tür
bir oluşum sonrası ses teli dinlendirilmezse polip giderek belirginleşir.
Aşırı bir ses eforunu
takiben gelişen ses kısıklığı, polipli hastaların en büyük derdidir.
Ses teli polipleri genellikle ses telinin üçte bir oranında
ön, üçte iki oranında ise arka birleşim bölgesinde yerleşir
ve ses teli nodülünden daha büyük olur. Erken dönemde siyahımsı
ve kanamalı bir görüntüsü vardır. Özellikle saplı ve sapı uzun
polipler, solunum sırasında hareket ederler.
Polipler kimi zaman
kendiliğinden gerileyebilir, ancak çoğu zaman cerrahi girişim
ile çıkarılmaları gerekir. Bazı hastalar düşük dozda kortizon
tedavisi ve ses eğitimi ile düzelmektedir.
Ses
Teli Kistleri :
Bu kistler mukoza altında yerleşmişlerdir. Kistlerin doğumsal
olabileceği gibi daha sonra oluştuğunu savunanlar da vardır.
Hastalığın nedeni, genellikle sesin kötü kullanımıdır. Hasta,
hekime ses teli nodülünde görülen yakınmalarla gelir. Teşhiste
bazen sorunlar çıkar.
Örneğin; reflü
vb. nedenlere bağlı ödem sonucunda yapılan antiödem tedavisi
ile, bazen ilk muayenede görülmeyen kistlerin, ödemin kaybolması
ile görülebilir hale gelmesi söz konusudur.
Kistler cerrahi
dışı tedavilere yanıt vermezler. Ses teli üzerindeki mukozaya
küçük bir keşi yapılarak kist çıkartılır. Mukoza tekrar yerine
yatırılır ve mukoza fazlalığı çıkarılır. Ameliyat sonrasında
ses eğitimi yapılmasında fayda vardır.
Reinke
Ödemi :(Ses Tellerinde Sıvı Birikimi)
Reinke ödemi ses tellerinde, Reinke mesafesi denilen mukoza
altındaki aralıkta yaygın bir şekilde sıvı toplanmasıdır. Genellikle
iki taraftaki ses tellerinde birden oluşur. Ses tellerinde simetrik,
donuk renkli, ses teli kenarlarına tutunmuş su torbası gibi
bir görünüme sahiptir.
Bazen bu sıvı birikimi
hava yolunu tıkayacak kadar yaygın olabilir. Sesini kötü kullanan
ve sigara alışkanlığı olan orta yaştaki kişilerde daha sık görülür.
Ses tellerini sürekli tahriş eden öksürük sonrasında ve boğaz
temizleme alışkanlığı olan kişilerde de gözlenebilir. Sigara,
alkol yasağı ve ses eğitimine rağmen gerilemeyen bu hastalık
cerrahi müdahale gerektirir.
Profesyonel ses
sanatçıları ile tiyatro sanatçılarında ve sunucularda sık rastlanır.
Araştırma sonuçları, reflü olarak adlandırılan mide sıvısının
boğaza geri akması ile reinke ödemi arasında bir ilişki olduğunu
saptamıştır.
Üst solunum yolların'da
nezle, grip, farenjit gibi hastalıklar olup da buna rağmen gırtlağı
normal görünen sanatçı, kendini iyi hissediyorsa şarkı söyleyebilir.
Tabii ki sanatçıya her zamanki gibi söyleyemeyeceği hatırlatılmalı,
üst bölgelerdeki bazı değişiklikleri göz önüne alıp buna göre
şarkı söylemeye çalışması önerilmelidir. Şarkıcının da bu durumda
şarkı söylemesinin neler getirip neler götüreceğini hesaplayıp
prova sırasında müzisyen arkadaşlarıyla tartışıp sahneye çıkıp
çıkmamaya karar vermesi gerekir. Eğer sanatçının tekniği iyi
ise enfeksiyonun getireceği sıkıntıları rahatlıkla bastırıp
normal performansını gösterir.
Reflü
(Mide Sıvısının Boğaza Geri Akması)
Şarkıcılarda sık görülen bir rahatsızlıktır. Şarkıcılar sahneye
boş mideyle çıkmayı tercih ederler çünkü dolu mide karın kasları
denetimini azaltır. Düzensiz beslenme şekline ve zamanlı zamansız
yemek yeme alışkanlığına bir de stres eklenince mide asidi artar.
Mideden boğaza doğru oluşan buasit kaçağı gırtlak bölgesinde
tahrişe ve su toplanmasına neden olarak seste sorunlar yaratır.
Boğazda şişlik
hissi ya da yutma güçlüğü, sürekli ses kısıklığı, boğaz temizleme
ve öksürük, mide asit kaçağının belirtileri olabilir. Bazı hastalarda
salya ve balgam şeklinde aşın miktarda burun ve boğaz salgısı
da görülebilir.Mide asit kaçağının tedavisinde, alışkanlıkları
ve beslenme düzenini değiştirmek, mide asidini azaltıcı ilaçlar
kullanmak gerekir.
Ses
Teli Kanaması :
Ses teli kanaması şarkı söylemeyi engelleyen bir rahatsızlıktır.
Bu durum klinik olarak saptanırsa hemen kesin bir ses istirahatine
başlanır ve rahatsızlığa yol açan hastalık araştırılır. Ciddi
kanamalar ya da mukoza harabiyeti, ses telinde sertleşmeye neden
olur ve buna bağlı olarak ses tellerinin titreşimleri bozulur.
Bu da ses kalitesine yansır. Bu durum genellikle cerrahi yaklaşıma
gerek göstermez. Çünkü dokular arasında biriken kan zamanla
kendiliğinden dağılır. Özellikle kadınlarda, âdet dönemlerinde
kanama ihtimalinin arttığına dikkat etmek gerekir.
Gırtlak
İltihapları
Birdenbire oluşan gırtlak iltihapları oldukça sık görülen, ses
sanatçıları ve hayatını sesini kullanarak kazanan kişiler için
rahatsız edici bir durumdur. Ses tellerindeki şişme ve kızarıklık
iltihap sonucu olabilirse de, bazen iltihap olmadan da aynı
durum meydana gelebilir. Bu durum genellikle sesin aşın ve kötü
kullanımıyla ortaya çıkar. Bunun yanı sıra alerji ve bazı tahriş
edici maddeler nedeniyle de oluşabilir. Hastada boğaz ağrısı,
yutkunurken ağrı, giderek artan ses kısıklığı ve bazen de sesin
hiç çıkmaması söz konusu olabilir. Ses genellikle boğaz kazıma
hareketinden sonra ya da konuşmanın başlarında düzelme eğilimi
gösterir, ancak kısa bir süre sonra daha da kötüleşir. Gırtlak
iltihabı bakteri ya da virüsler nedeniyle oluşabilir. İltihap,
ses tellerinin altındaki bölgeyi de etkisi altına almışsa sorunu
kısa sürede çözümlemek zor olacaktır.
Hipotiroidizm
İnsan sesi hormonal değişikliklere karşı çok hassastır. Bu hormonal
değişikliklerin çoğu, etkisini gırtlak mukozası üzerinde gösterir.
Ses tellerinin hacim ve şekilleri değişir, ses bozulur. Mekanizması
pek iyi aydınlanmamış olmakla birlikte hipotiroidizmin, yani
tiroid bezinin hormonunun azalmasının, sesi bozduğu çok iyi
bilinir. Hafif hipotiroidizmde bile ses kısıklığı, ses yorgunluğu,
seste perdelenme ve puslanma, ses genişliğinin daralması, boğaza
bir şey takılmış hissi gibi yakınmalar görülür.
Cinsiyet
Hormonları
Cinsiyet hormonlarına bağlı sorunlara, genellikle kadın ses
sanatçılarında daha sık rastlanır. Hormonal değişiklikler sonucu
işlevsel, yapısal ve psikolojik bozukluklar ortaya çıkar ve
ses bozulur. Ses şiddeti azalır, yüksek tonlara çıkmak güçleşir.
Ses yorgunluğu ve seste boğukluk gözlenir. Bu nedenle bazı operalar
solistlerini âdet dönemleri öncesinde izinli sayarlar. Doğum
kontrol hapları birkaç ay gibi kısa bir süre kullanılsalar bile
bazen sesi tamamen bozabilirler. ...Bu ses bozukluğu genellikle
tamamen normale döner. Ancak hamilelik sırasında da âdet dönemindekine
benzer ses değişiklikleri ortaya çıkar ve kalıcı olabilir.
Ses bozukluğundan
korunmak için âdet dönemlerinde kullanılabilecek güvenilir bir
ilaç yoktur. Ancak bazı ilaçlarla âdet tarihi değiştirilerek,
konser tarihinden sonraki günlere ertelemek mümkündür. İdrar
söktürücü ilaçlar ses telindeki proteine bağlı sıvıları boşaltmaya
yetmez. Ayrıca sıvı kaybına yol açarak mukozayı bozabileceğinden,
bu ilaçların kullanılması doğru değildir.
Âdet döneminde
görülen karın ağrıları, karın bölgesindeki kasların desteğini
bozduğu için şarkı söylemek güçleşir. Bu durum hamilelikte de
sorun yaratır. Karın kasları desteği herhangi bir nedenle, örneğin
karın bölgesine yapılmış bir ameliyatla bozulmuş bir şarkıcıyı,
durum düzelene kadar şarkı söylemekten alıkoymak en akıllıca
iştir.
Genel
Durum Bozukluğu
Şarkıcılar da sporcular
gibi genel sağlık ve fizik kondüsyon bakımından çok iyi durumda
olmalıdır. Karın kaslarının desteği ve solunum özellikle önemlidir.
Eğer bir sanatçı iki kat merdiven çıkınca nefes nefese kalıyorsa,
bırakın bir opera söylemeyi kısa bir resitali bile çıkaramayacaktır.
Kansızlık ve halsizlik
yapan her türlü hastalık, gırtlak ve boyun kaslarının çalışmasını
ve mukoza özelliklerini bozar. Karın kaslarının çalışmasını
bozan çeşitli hastalıklar, örneğin ishal, kabızlık da şarkı
söylemeyi engeller. Ayak bileğinin burkulması bile vücut dengesini
bozacağından, şarkıcı bu durumu dengelemek için farkına varmadan
sesini yükseltir. Buna bağlı olarak sesi yorulur ve boynu ağrır.
Uykusuzluğun da birçok ses sanatçısının performansını etkilediği,
bilinen bir gerçektir.
Anksiyete
(İç Sıkıntısı)
Şarkıcının psikolojik durumu ses mekanizmasını doğrudan etkiler.
Ses, heyecanın en açık ve güzel göstergesidir. Bir tanıdığımızın
telefonda "alo" diyen sesinden, haberin iyi mi kötü
mü olduğunu anlayabiliriz. Heyecanlandığımızda sesimiz titrer.
Profesyonel ses
sanatçılarında sahne öncesi anksiyete, yani iç sıkıntısı vardır
ve bu doğaldır. Normal koşullarda sahne ve gösteri sanatçıları
iç sıkıntılarını kontrol altında tutmayı başarırlar. Hattâ bazı
sanatçılar bunun bir avantaj olduğunu bile öne sürerler ve bu
iç sıkıntılarını enerji ve heyecana dönüştürüp seyircilere aktarabildikleri
zaman başarıkazandıklarım söylerler.
Genç sanatçılardaki
aşırı iç sıkıntısı yetersiz çalışmadan kaynaklanır. Deneyimli
sanatçılarda bile bazı olağanüstü durumlarda bu sıkıntıyı kontrol
etmek mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda ses sanatçısı sesinin
kısıldığım, yorulduğunu, ses kalitesinin değiştiğini söyler
ya da sesiyle ilgili başka şikâyetler öne sürer.
Eğer bir sanatçı
ilaç kullanmadan sahne korkusunu yenemiyorsa, altında daha ciddi
bir sorun yatabilir ve psikoterapi faydalı olabilir. Bazen en
dayanıklı ve sağlıklı sanatçılarda bile stres büyük sorun oluşturabilir.
Eğer bu stres, kurumun idaresinden, şan hocasından ya da sanatçının
yakınlarından kaynaklanıyorsa hekimin müdahalesi yararlı olabilir.
Bazen sanatçı, katılmak istemediği bir prova ya da temsilin
sorumluluğunu doktoru ile tartışarak paylaşabilir.
İç sıkıntısı ve
stresin altında daha ciddi bir psikiyatrik sorun yatıyorsa psikiyatri
konsültasyonu ve psikiyatrik ilaç kullanımı gündeme gelebilir.
Bu durumda kullanılan ilaçlar mukoza kuruluğu ve seste titremeye
neden olacağından, sanatçının yaptığı işe bir süre ara vermesi
gerekecektir.
Ameliyatlar
ve Entübasyon
Profesyonel bir şarkıcının gırtlakla ilgili ameliyat geçirmiş
olması, üzerinde durulması gereken bir durumdur. Ameliyatın
niçin, nasıl, kim tarafından yapıldığı, entübasyonun, yani ses
telleri arasından soluk borusuna tüp takılıp takılmadığı etraflıca
araştırılmalıdır. Entübasyon dediğimiz işlem sırasında anestezi
uzmanı uyarılmalı ve daha az tahriş edici tüpler kullanılmalıdır.
Hattâ bu uğurda, hastanın alnına "Dikkat! Kırılabilir"
sembolü bulunan bir çıkartma bile yapıştırılabilir
Bademcik
Ameliyatı
Bademcik ameliyatı sonrasında şarkıcılar ses kısıklığından,
ses kalitelerinin değişmesinden şikâyetçi olabilirler. Bademciklerin
çıkarılması sesi değiştirebilir. Bademcik ameliyatı sonrası
oluşan sert bağ dokusu ve ses telleri üzerindeki rezonans bölgesinin
yapısındaki değişiklik buna neden olabilir ve bazen de ses değişimi
kalıcı olur. Eğer bademciklerin çıkarılması mutlaka gerekliyse,
ameliyatın etkisini azaltmak için uygun bir plan çerçevesinde
çalışmak gerekir. Bazı durumlarda aşırı büyük bademciklerin
alınması, rezonans boşluklarını genişleterek hastanın sesine
olumlu bir etki yapabilir. Yine de bu sorunun, ses sanatçısının
mesleki yaşamının erken dönemlerinde halledilmesi daha sağlıklı
olacaktır.
Tiroidektomi
(Guatr Ameliyatları)
Tiroidektomi gibi boyun bölgesine yapılan ameliyatlar ses değişikliklerine
neden olabilir. Bu durum nadir de olsa ameliyat sırasında gırtlağa
giden ve ses tellerinin hareket etmesini sağlayan sinirlerin
zedelenmesine bağlı olarak ortaya çıkar. Boyundaki kasların
kesilmesi de sesi olumsuz etkiler. Ayrıca hastayı uyuttuktan
sonra kullanılan entübasyon işlemi, mukoza altında seyreden
sinirlere baskı yaparak, geçici bir süre ses tellerinde hareket
bozukluğuna ve ses değişikliklerine neden olabilir. Bu durumun
geçici mi, kalıcı mı olduğu yönünde fikir sahibi olmak için
gırtlak kaslarının elektrik potansiyellerinin ölçülmesi gerekir.
Göğüs
ve Karın Ameliyatları
Bu bölgelere yapılan ameliyatlar solunum ve karın kaslarının
desteğini etkilemekte ve ses kalitesinde değişikliklere neden
olmaktadır.
Kronik
Kansızlık
Kansızlığın da ses kısıklığına yol açtığı saptanmıştır.
Bademcik
İltihabı
Ses sanatçılarına da diğer hastalar gibi tanı konulup tedavi
edilir. Ancak hastanın, bu tedavi sırasında sesinde değişiklikler
olabileceği konusunda bilgilendirilmesi gerekir.
Rezonans
Boşluklarını İlgilendiren Uyumsuzluklar
Büyük yutak, küçük gırtlak ya da bunun tersi, çok büyük dil
ve çene açılım eksikliği gibi organik farklılıklar sesi olumsuz
etkileyen faktörlerdir. İşitme Kaybı
Şarkıcılardaki işitme kaybına fazlasıyla dikkat edilmelidir.
İyi şarkı söylemenin temelinde işitsel kontrol yatar. Eğer şarkıcı
işitme kaybının farkında değilse, kontrol mekanizmasındaki değişimler
nedeniyle sesinde bozulmalar olacaktır.
Sinüzit
Sinüzit sırasında ya da kronik sinüzite bağlı olarak oluşan
geniz akıntıları, doğrudan gırtlağı ve ses tellerini etkilemektedir.
Ayrıca sinüslerin doluluğu rezonansı bozarak ses kalitesinde
değişiklikler yaratır. Sinüslerin doluluğuna yol açan alerjik
sorunlar ve poliplerin varlığı da sesin bozulmasını artıran
faktörlerdir.
Ses
Telinin Kanser Öncesi Düzensizlikleri
Uzun süreli tahriş edici maddelerin kullanımı ya da sesin zorlanması,
gırtlağın sürekli mide asidi kaçağına uğraması gibi mekanik
tahrişler gırtlak mukozasında kalınlaşma, yüzeydeki tabakanın
kabalaşması gibi değişimlere yol açar. Tahriş edici maddeler
yüzeydeki tabakayı farklı derecelerde etkiler. Bunların muayene
sırasında fark edilmesi, bu konuda alarma geçilmesini ve daha
sıkı bir takip yapılmasını zorunlu kılar. Sorun büyüyerek mukoza
tabakasında hücre çekirdeği değişimlerinden, diğer tabakalardaki
düzensizliklere kadar gidebilir.
Değişimler hafif,
orta ve ağır olarak sınıflandırılır. Ağır formdan sonraki değişiklikler
kanser olarak değerlendirilir. Bu tip kanser öncesi belirtilerde
en sık ve önemli klinik bulgu, üç haftayı aşan ses kısıklığıdır.
Ses kısıklığı hafif ya da şiddetli olabilir ve genellikle gün
sonunda yorgunluğa bağlı olarakçok şiddetlenir. Diğer bulgular
ise boğazda kazınma, yaygın düzensizliklerde ise boğazda kuruluk
ve yabancı bir cismin takıldığı duygusudur. Kesin tanı ancak
biyopsi ile mümkündür.
Bu tür düzensizlikler
saptandığında hekimin önerileri öncelikle şunlardır: En başta
tahriş edici madde olan sigara tamamen terk edilmelidir. Sesin
zorlandığı durumlarda ses terapistine başvurulmalıdır. Solunum
yolu enfeksiyonlarından korunmalı ve mukozada yaptığı olumlu
etkiler göz önüne alınarak "A" vitamini kullanılmalıdır.
Hasta sık aralıklarla izlenmeli ve gerekirse tekrar tekrar biyopsiler
alınmalıdır.
Kas
Gerilimine Bağlı Ses Kısıklıkları
Organik değişiklikler fonksiyonel ses bozukluklarına neden olabileceği
gibi, fonksiyonel bozukluklar da gırtlakta bazı ikincil sorunlara
yol açabilir. Fonksiyonel dediğimiz bu işlevsel ses değişikliklerinde
solunum organının aktivitesi, ses tellerinin kütlesi ve gerilimi,
solunum yollan ile ilgili kas aktivitesi, hattâ tüm vücut aktivitesi
rol oynar.
Bu konuda yapılan
çalışmalar fonksiyonel ses hastalığı bulunan tüm hastalarda
kas gerginliğinin bozulduğunu, özellikle gırtlağın ses tellerinin
bulunduğu bölümünde kasılmalar olduğunu göstermiştir. Kas gerilimine
bağlı ses kısıklıkları, fonksiyonel ses değişimleri ile eş anlamlıdır.
Dört ayrı tipi vardır. Birinci tipi ses telleri düzeyindeki
kas gerilimine bağlıyken, diğer üçü ses telleri üzerindeki bölgeyi
ilgilendirmektedir.
Tedavide amaç,
fizyolojik olmayan kas gerilimini ortadan kaldırmaktır. Bu amaca
yönelik olarak ses egzersizleri önemli bir yer tutar. Olguların
yaklaşık yüzde 65 ya da 70'inde bu yolla başarılı bir tedavi
sağlanabilir. Bazen yaklaşık olarak iki haftalık ses istirahati
yeterli olmaktadır. Hastaya nefes egzersizleri, ses ve rezonans
çalışmaları, gevşeme uygulamaları yaptırılmalıdır.
Özellikle bu tedaviye
cevap vermeyen hastalarda psikiyatristten de yardım istenebilir.
İlaç tedavisinin etkinliği sınırlıdır, ancak bazı durumlarda
sakinleştirici ve kas gevşetici ilaçlar kullanılabilir.
Tüm bilgiler www.seshastaliklari.com
sitesinden alınmıştır..
Bağlantı
: info@sandersi.com
Emre Yücelen
www.sandersi.com
|