|

Ses Organları
|
Şan Dersi.com
Ses Organları
. . . . . . . . . . . . . . . . . . .
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
. . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Sesi Oluşturan Organlar
a) Jeneratör sistem (Respiratuar sistem)
b) Vibratııvar sistem (Larenks, gırtlak)
c) Rezanatör sistem (Larenks üzerindeki havalı boşluklar ve
organlar).
Bu sistem veya organlar grubu sesin husule getirilmesinde tek
başlarına görev almakta iseler de, gayeye uygun bir ses çıkarılması
için bunların beraberce çalışmaları şarttır. Bu sistemlerin
üzerinde, bunların beraberce ahenkli çalışmalarını temin için
başka bir organ daha mevcuttur. 0 da hemen bilineceği gibi santral
sinir sistemi veya kısaca beyin dediğimiz organımızdır. Organizmadaki
bütün görev ve ronksiyonları idare eden beyin, kendisinde bulunan
işitme merkezi ve konuşma merkezi ile şarkı söylememizde en
önemli rolü oynar. Konuşma için lazım gelen adalelerin sinirlerinin
çıktığı ve emir aldığı beynimiz aynı zamanda neyin nasıl, ne
zaman ve ne şekilde söyleneceğini de ayarlar. Kelimenin müzikalite
kazanması, hissi renklere bürünmesi hep onun vazifesidir. Bu
bakımdan ses çıkarmada ve bu sesin istenen maksada uygun olmasında
bu merkezi sistemi daima ön planda tutmak zorundayız.
Bu ses çıkarma mekanizmalarını lazım olduğu kadar öğrenmekte
lüzum vardır. Fazla ayrıntılara girmeden öğrenilecekler, ses
çıkarmak için, şarkı söylemek için kullanılacak organların nelerden
ibaret olduğunu öğretmekle kalmaz, bunların nasıl çalıştığını
bilmek, çalışma esnasında husule gelecek arızaların düzeltilmesini
öğrettiği gibi daha uzun ve daha iyi kullanma çarelerini de
beraberinde getirir.
2.1.1. Jeneratör Sistem
Konuşma ve şarkı söylemek için larenkste bulunan ses tellerinin
(kord vokallerinin) titreşmesinin meydana gelmesi lazımdır.
Bu akciğerlerde bulunan havanrn gerekli basınç altında gırtlağa
doğru itilmesi ile meydana getirilir.
Normal şartlar altında, havanın yukarı doğru itilmesi zaten
kişinin yaşamasında zorunlu olan solunum için lazımdır. Konıışma
ve şarkı söylemede bu itilen hava daha fazla basınçlı ve uygun
şartlar altında yukarı doğru itilir.
Bilindiği
gibi akciğerlerimiz soluk alma esnasında hava ile dolarlar.
Bu göğüs kafesimizi teşkil eden kaburgaların, kaburgalar arasındaki
adalelerin ve bu adalelere kumanda eden sinirlerin sayesindedir.
Kaburgaların, göğüs kemiğinin ve omuzların meydana getirdiği
bu kemiksel kafes genişlediği zaman, akciğerler de genişler.
Burun ve ağız boşluğundan giren hava bu genişlemiş akciğere
dolar. Akciğerdeki temiz kan şebekesi bu havadaki bu oksijeni
alırken, kana kan şebekesi ile gelen karbondioksit'de bu havaya
karışmaya başlar. Bu alış veriş bittikten sonra göğüs kafesi
adalelerin yardımı ile daralmaya başlar. Bu daralmayı göğüs
kafesini karın boşluğundan ayıran ve diyafragma dediğimiz kalın
bir kastan yapılmış membranın kasılması da ilave edilir. Yani
kafes ön, arka ve yanlardan daralırken, alttan da sıkıştırılır.
Bu şekilde küçülen göğüs kafesi içinde bulunan akciğeri büzer
ve bu da onun içinde bulunan havanın, nefes yollarından yukarı
doğru sevk edilmesine neden olur. Adeta sıkılan bir süngerde
suların fışkırması gibi.
0
halde jeneratör sistem : kaburgalar, bunlar arasındaki adaleler,
bunları işleten sinirler, diyaframa, karın adaleleri, akciğerler,
bronşlar ve trakea (ana nefes yolu)ndan meydana gelmiştir.
Akciğerler,
bronşlar, trakea 5 ana nefes yolu
Bilindiği gibi akciğcrlerimiz çok küçük hava odacıklarından
yapı1mıştır(alveol). Bu hava odacıkları hirbirleri ile küçük
hava yollarına (Bronşiyol) açılırlar. Bu küçük hava yolları
yine birleşerek büyük nefes yolları'na (Bronş) açılır. Büyük
nefes yolları da sağ ve solda birer tane olan ana bronşa açılır.
Sağ ve soldan gelen ana hronşlar göğüs kafesinin ortasında,
iki akciğer arasında birleşerek ana nefes yolu (trakea) denen
esas hava kanalını doğurur. Bu da sonunda larenkse, gırtlağa
varacaktır. Akciğerlerin dış yüzleri plevra denilen bir zarla
sarılmıştır. Bu iki zar arası göğüs boşluğudur ve göğüs kafesi
genişler iken burada mevcut olan havasızlık sebebi ile akciğerlerde
genişlemeğe iştirak eder.
Göğüs boşluğu aşağıdan diyaframa ile karın boşluğundaıı ayrılır.
Kalın adalelerden yapılmış diyafram yukarı doğru yükselerek
akciğerleri alttan sıkıştırır. Karın adalelerinin kasılması
da karın organlarını yukarı itmek, diyaframı kuvvetlendirmek
sureti ile göğüs kafesinin daralmasına bu şekilde akciğerlerdeki
havanın trekeaya ve larenkse Fırlatılmasına neden olur. Nefes
alma esnasında göğüs kaFcsi genişlcrkcn, diaüama aşağı iner
karın adaleleri dışarı ilerler ve bit şekilde karın boşluğu
büyür ve bu
da göğüs kafesinin aşağı bölgesinin genişlemesine ve akciğerlere
fazla hava girmesine neden olur.
Solunumun Önemi
Her sanatçı kendine özgü solunum tipine sahip olmayı öğrenir.
Solunum basit bir olay gibi gözükür, çünkü bilinçli bir eylem
değildir, kendiliğinden oluşur. Ancak "bilinçaltı refleks"
karmaşık bir olaydır. Vücudun ihtiyacına göre ayarlanır. Normal
olarak konuşurken nasıl soluk alıp vereceğiınizi düşünmeye gerek
duymayız ancak şarkı söylerken ya da diğer performanslarda kişinin
bilinçli ve etkili bir solunum kontrolünü başarması gerekir.
Şarkı söylerken yapılan belli başlı solunum hareketleri şunlardır:
1- Küçük soluk alınarak, ağız fazla açılmadan havayı yavaş yavaş
sözlere yaymak gerekir.
2- Solunum yumuşak yapılmalıdır. Göğüs kafesini hava ile şişirmenin,
karın kaslarını yapay olarak harekete geçirmenin hiçbir yararı
olmayacağı gibi birçok zararı vardır: Akciğer hastalıkları oluşabilir,
yorucu bir söyleme tarzı olduğundan hem fizyolojik yorgunluk,
hem ses yorgunluğu görülür, estetik görünüm bozulur. Bunlar
daha çok, şarkı söylemeye yeni başlayanların karşılaştıkları
sorunlardır.
3- Solununı refleks olmalıdır. Ses, soluğun hoşaltılmaya başlamasıyla
birlikte ağızdan çıkmalıdır. Soluğıı vermeye başladıktan sonra
sesin çıkması yani soluğun sesin önüne geçmesi sesi bulanıklaştıracaktır.
4- Soluk alırken doğrudan akciğerler değil, karın kasları kullanılmalıdır.
Solunum fizyolojik bir olaydır. Nefes alma ve nefes vermeden
oluşur. Nefes alırken hava akciğerlere emilir. Bu emilme diyafram
kasının kasılmasıyla gerçekleşir. Normalde kubbe şeklinde duran
diyafram, kasılınca düzleşir. Üst kısmındaki göğüs kafesinde
yer açılır. Alt kısmındaki karın boşluğunda ise yer daralır.
Göğüs kafesi genişleyince akciğerde negatif basınç oluşarak
dış ortamdan hava emilir. Karın boşluğıında daralma olduğu içinde
karın içindeki organlar dışa doğru taşma eğilimi gösterirler.
İşte bu nedenle soluk alırken karın kaslarını gevşeterek bu
organlara yer açmak gerekir. Şarkı söylerken esas olay soluk
vermedir.
Soluk,
karın kasları kullanılarak verilir. Karın kasları kasılınca
karın içi organlar sıkışır ve gevşemiş buldukları diyaframı
yukarı doğru iterler. Bu itilme körük gibi akciğerdeki havayı
dışarı çıkarır. Bu sırada şarkıcı. göğüs kafesinin alt kısmını
geniş olarak tutmaya özen gösterir. Sesin nefesle çıktığı düşünüldüğünde
nefesi ayarlayan tüm kasların bir sporcudaki kadar gelişmiş
ve esnek olmasının ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Çünkü verilecek
hava bazen çok yavaş ve uzun süre olacağından kasların yavaş
yavaş kasılması gerekir.
Normal kişiler ve hatta şarkıcı ve konuşucular jeneratör sistemin
bu görevlerinin farkında değildirler. Bu fonksiyon otomatik
olarak çalışır. Sadece sporcular ve bazen de hastalık hallerinde
doktorlar kişiye bu görevi hatırlatır ve gerekli egzersizleri
yaptırırlar.
Fakat şarkıcılar ve konuşucular
bu mekanizmayı en iyi şckilde bilmek zorunluluğundadırlar. Yani
bu mekanizmanın bilinçli olarak öğretilmesi lazımdır.
Göğüs kafesinin genişlemesi ve akciğerleri sıkıştırma (daralma)
mekanizması başlıca iki yönle olmaktadır. Göğüs ve karın solunumu
kaburgaların aşağı durumdan yatak durumuna geçirilmesi ile göğüs
kafesi genişler bu genişleme çoğunlukla ön-arka yönde olur.
Kaburgaların aşağıya dönmesi ise bunun aksi bir durum sağlar,
yani göğüs kafesi küçülür
2.1.2.
Vibratuar Sistem
Jeneratör sistemin (Respiratuar sistem) yukarı doğru ittiği
hava kitlesi ses çıkarmada önemli bir organ arenkse (gırtlağa)
vasıl olur.
Burada mevcut olan ses tellerinin titreşimi sesin meydana çıkmasında
rol oynamaktadır. Larenks gırtlak anatomisinde anlatıldığı gibi
kıkırdaklardan meydana gelmiş bir boru gibidir. içlerinde mevcut
olan şeritler gerek aşağıdan gelen sıkıştırılmış hava ile kendi
kasılmaları ile sesin husulüne neden teşkil ederler. Sesin çıkarılmasında
larenks iki şekilde görev almaktadır.
- Akciğerlerden gelen havanın tazyiki ile, Ses tellerinin kendi
elastikiyet ve ağırlığı ile husule gelen titreşim.
2-
Doğrudaıı doğruya beynimizden verilen emirlerin gırtlak sinirleri
(Rekürens siniri) vasıtası ile ses tellerini titreştirrnesi.
Akciğerlerden
gelen hava; ses verme durumunda orta hatta yanyana gelerek gırtlağı
kapamış, ses tellerini zorlamaya başlar. Aşağıdan gelen hava
istenen basınca varınca ses telleri birbirlerinden ayrılır ve
bir hava kitlesi yukarı çıkar. Bu esnada alttan gelen tazyik
ayrıldığı için ses telleri kendi elastikiyet ve ağırlıkları
ile tekrar aşağıya iner ve gırtlağı tekrar kaparlar. Bu saniyede
binlerce defa olmak ile ses telleri titrer ve dolayısıyla ses
çıkarılmış olur
2.1.3.
Rezanatör Sistem
1-Hançereden çıkan ses, rezonans boşluğu dediğimiz boşluklarda,
yarattığı titreşimlerle zenginleşerek olgunlaşır. Rezonans boşlukları,
kafa ve göğüs boşlukları olmak üzere ikiye ayrılır.
- Göğüs boşlukları: Özellikle kalın seslerde, bir kemanın gövdesi
gibi, sesin kuvvetlendirilmesi göğüs boşluklarında oluşur. Pes
seslerde, elimizi göğsümüze dayadığımız zaman, bu titreşimi
açıkça dııyabilirız.
2- Kafa Boşlukları: Kafadaki rezonans boşlukları, daha çok ince
seslerin gelişmesine yararlı olurlar. Bu boşluklar, sert dokudan
yapılmış duvarlara sahiptir. Yumuşak dokular, sesin tınlarnasına
engel olurlar. Baştaki rezonans boşluklarını bazıları şunlardır.
a) Burundaki Konkalar- Burnun başlıca görevleri: Havanın içindeki
tozları tutarak havayı temizlemek, ısıtmak ve nemlendirmek.
Şarkı söylerken sese rezonans kazandırmak ve koku almaktır.
b)
Sinüsler: Burun boşluğu, koku alma sinirlerinin yayıldığı kalın
bir mukoza ile kaplıdır. Bu mukoza, buradaki KONKA denilen kemik
kıvrıntılarını sarar. Konkalar arasındaki boşluklar en önemli
rezonans boşluklarıdır. Konkalar, alt, orta ve üst olmak üzere
üçe ayrılır. Sinüslerin burunla birleşme yerleri, orta burun
kanalındadır. Ön süzgeç sinüsleri, alın boşluğu ile çene boşlukları
buraya açılır. Kalbur kemiği sinüsleri, atın kemiği sinüsleri,
elmacık kemiği sinüsleri ile sfenoid kemiğin içindeki sfenoid
sinüsleri ve ağız boşluğu en önemli rezonans boşluklarıdır.
c)
Damakla Örtülü Ağız Boşluğu: Ağız boşluğu, sesle kelimelerin
birleştiği yer olarak, sesi zenginleştirmeye yarayan rezonans
boşlukları arasında özel bir öneme sahiptir. Ağız boşluğıı,
VESTİBULUM ve CAVUM olarak ikiye ayrılır. VESTİBULUM BOŞLUĞU,
dudaklarla dişler arasında kalan küçük boşluğa denir.. CAVUM
BOŞUĞU ise, dişlerin arkasında kalan kısmıdır. Ağız kapalıyken,
dil bu boşluğu örter. Ağzın bu kısmı, burundan, sert dokudan
yapılmış damakla ayrılır. Ağız boşluğunun büyük bir kısmını
kaplayan dil kuvvetli kaslardan yapılmış bir organdır.
Yüz
sinüsleri ile, ağız ve boğaz boşlukları, sesin doğal rezonans
alanlarıdır. Bu rezonans alanları erkeklerde kadınlardan daha
geniştir.
Mehmet Ömür,Sesin Peşinde,2001
www.sandersi.com
|